Mevcut Allah İlişkisinin Taktirleri

Mevcut Allah İlişkisinin Taktirleri

   
Tüm mevcudatın yaratıcı ile ilişkisi, emir ve boyunduruk altında tutulması Emrullah ile olmaktadır. Emrullah Rabbimizin varolmuş ve olacak her şeyin ölçülerini takdir etmesidir. 11/123.
 
Ekleyen : Abullah KAÇAN
Okuma Sayısı : 1536

 

 

I-Emrullah

Mevcudat-Allah ilişkisi’nin Takdirleri: Emrullah

Tüm mevcudatın yaratıcı ile ilişkisi, emir ve boyunduruk altında tutulması Emrullah ile olmaktadır. Emrullah Rabbimizin varolmuş ve olacak her şeyin ölçülerini takdir etmesidir. 11/123.

Emr; buyruk, karar, tayin ve takdir etmek anlamlarına gelmektedir. Allah’a nisbet edildiğinde Emrullah şeklinde bir terkibe dönüşmektedir. Göklerde ve yerde bulunan tüm eşya ve yaşayanlarla ilgili tüm kararlar Emrullah ile tayin ve tespit edilmiştir; hiçbir şey tesadüfen ve kendiliğinden hareket etme imkanına sahip değildir.

“....................Secde,32/5.

Emrullah ile kader arasındaki ilişki fiziksel alemin kendiliğinden ve tesadüfen işlemediğini Yaratıcı tarafından özüne yerleştirilen ve dilediği anda da ikincil ermrlerle dondurulan yasalar çerçevesinde işlediğini göstermektedir. “...................................Kamer,54/12

A-Emrullah’ın Anlam Alanı

Emrullah, terimi Yüce Allah’ın yaratarak varlık sahnesine çıkardığı şeylerin yaşamını sürdürmesiyle, dirimi ve ölümüyle ilgili uyacağı ölçüleri ve yasaları takdir etmesidir.

dp-Emrullah; Allah’ın bir şeye karar vermesi” demektir:bkz. Bakara, 2/210

Yaratılmış her şey ilahi kontrol ve denetim altında varlığını sürdürmektedir. İşte Emrullah tüm yaratılmışların Allah tarafından yönetiliyor oluşunu ifade eden geniş bir anlam alanına sahip Kur’ani kavramlardandır.

Dp-Allah her şeyi Emrullah ile denetlemektedir; bkz. .Ali imran,3/109.

Emrullah, Rabbimizin koyduğu ölçülerin ve eşyanın özüne yerleştirdiği dengelerin korunması için müminlere yüklenmiş ahlaki bir yükümlülüğü ifade etmektedir.

Dp-Ma’ruf olanın ermr edilmesi mü’minlerin temel ahlaki yükümlülüklerindendir; bkz. Lokman,31/17.

Rabbimizin fiziksel, kozmik ve insanlık alemindeki hayat alanlarında tesadüfe izin vermeyen hükümleri “Emrullah” olarak nitelendirilmiştir; bu yönüyle münafıkların kurdukları kötülüğü örgütleyen planlarını boşa çıkaracak olan Allah’ın yargı ve iradesini ortaya çıkaracak karardır.

Dp-Emrullah münafıkların planlarını altüst eden ve ilahi iradeyi üstlenen elçiliklerdir; bu bakımdan ikiyüzlülerin fitnelerinin denetimsiz olmadığını ifade etmektedir. bkz.9/48.

Emrullah görünür-görünmez alemdeki tüm işlerin ilahi egemenlik altında yürüdüğünü, hiçbir şeyin Allah’ın bilgisi ve izni dışında cereyan etmediğini ifade eden bir muhteva taşımaktadır. Allah’ın mutlak egemenliğini ifade eden Emrullah, Ahiret Günü’ndeki yegane hakimiyetin tek elde toplanmış olduğunu ifade eder: İnfitar Suresi, 82/19.

1- Gayb Alemi’nin İşleyiş Yasaları: Emrullah

Tüm görünmez ve görünür alemleri yaratan Rabbimiz varettikleri üzerinde de mutlak bir tasarruf yetkisine sahiptir. O’nun otoritesinde boşluk yoktur; yarattıklarına söz geçirmede hiçbir zorluk çekmez. İşte Rabbimizin otoritesini icra etme şekillerinden biri de gayb ve şuhud aleminde yaşayanlarla ilgili belli yasalar takdir etmektir.

Gayb alemi’ndeki varlıkardan melekler de tüm Kainat gibi Emrullah ile hareket ederler; kendi bağımsız güçleri yoktur. Bu hiçbir iradeleri olmadığı anlamına gelmez. Çünkü melekler ikramı hak etmiş kullardır:

.........

halife olmayı isteyen kullardır:...........

Allah katında değer kazanmış kullardır........

a)      Melekler’e Yüklenen Emrullah

Melekler kendi kendilerine görev ihdas edemezler; yapıp-etmelerinin meşruiyet kaynağını daima bağımlı olarak hareket ettikleri Rabbani hakimiyetten alırlar. İlahi buyruklarla emr’leri alan melekler, onları icra ederken de denetim altında tutulurlar. Yani Allah ne emrettiyse yerine getirirler; ne az ne de fazla:

“...........Meryem,19/64.

Dp-Meleklere Yüklenen Emr’lerle ilgili diğer ayetler için bkz.16/50; 66/6;

a-1) Rahmet İçin Melekler’e Yüklenen Emrullah

Kadir gecesi –ki Kur’an’ın inişi anısına bin aydan hayırlıdır- yeryüzünü “selam ile” şereflendiren meleklerin inişi kendiliğinden değildir. Onlar Rabbimizin izni ile/ikincil emr ile karara bağlanmış işler için gece boyunca iner de inerler. Rahmet’e elçilik etmeleri için Kadir Gecesi yeryüzünü onurlandıran melekler Emrullah ile hareket ederler:

“.....Kadir,97/4.

Cehennem’de gardiyanlık görevi yapan –görünümü korkunç- meleklerden Zebâniler de Emrullah ile hareket ederler: 66/6;

Adem’in üstünlüğünü kabul etmeleri için “saygı secdesi”yle emredilen melekler bu ilahi buyruğa aynen itaat etmişlerdir; bkz.Kehf,18/50.

Meleklerin yeryüzüne inişleri Emrullah ile tayin edilmiş izn’e bağlıdır. Çünkü kendiliklerinden bir şeye karar verip icra etme yetkileri yoktur. Mesela meleklerin insanlarla aynı ontolojik düzlemde görülmeleri Emrullah’a aykırıdır. Çünkü bu durumda imtihan için irade’lerin rahatlıkla gerçekleştirilme alanı olması için yaratılmış toplumsal alandaki denge bozulur.

Dolayısıyla helak eden mu’cize geldiğinde zaten imtihan da biter: “....2/210.

b)      Şeytan’a Yüklenen Emrullah

Melekler, Adem’in üstünlüğünü kabul etmeleri için meleklere yapılan ilahi emr’e tam bir teslimiyet göstermişlerdir. Öte yandan şeytanların babası- prototipi- İblis ise bu ilahi emr’i çiğneyerek, yandaşları adına insanlar için fitne/imtihan vesilesi olmak istemiştir.

Yüce Allah İblis’e izin veren makam’dır, o bütünüyle serbest değildir; dilediği gibi hareket etme imkanı yoktur. Çünkü izin aldığı makamın denetimi altındadır; işte bu ilahi kontrole Kur’an’da Emrullah(ikincil emr) denilmektedir; şeytanların babası İblis insanlık için fitne/ayartma sebebi olmak için Rabbimiz’den izin almıştır: “.....A’raf,7/12.

2-Kozmik Alem’in İşleyiş Yasaları: Emrullah

Her şeyi belli bir ölçü ile yaratan Allah, varlık sahnesine çıkardıklarının işleyiş yasalarını da belirlemiştir. Yasalı işleyiş “hiçbir şeyin tesadüflere bağlı olmadığı” hakikatinin zorunlu bir sonucudur. Tesadüfle kader/tayin edilmiş belli ölçüler bir biri ile tenakuz eden iki kavramdır. Bu bağlamda Evren’deki her şey gibi kozmik alem de ilahi takdirlerle yönetilmekte, belli yasalara göre hayatını devam ettirmekte veya ölüme gark olmaktadır.

Yedi kat sema ile yer arasında gerçekleşen olaylar kendiliğinden değil Allah’ın emri ile gerçekleşmekte ve varlığın sürdürmektedir: 65/12

Kozmik düzenin Emrullah ile kurulduğunu ve Emrullah ile hareket etmeye devam ettiğini bir çok ayetin sarih beyanlarından okumaktayız. Göklerin ve yerin şu an devam eden düzenleri Emrullah ile sağlanmaktadır. Hareket etmeleri de sapasağlam durmaları da Birincil İlahi Emrler’ledir, sınırı aşıp geçme hakları yoktur.30/25.

Batmakta olan ve yükselen yıldızlar, yörüngelerinde istikrarlı bir şekilde hareket eden gezegenler, bir birini geçmeden –takdir edilmediği sürece- bir birine çarpmadan uzayda hızlarına rağmen sakin sakin yüzen gök cisimlerine işi Emrullah ile öğretilmektedir. Göklerde hareket eden tüm cisimler kendileri için konulmuş ilahi yasalara boyun eğerler.

“...........79/5.

Dp-Alemler’in Rabbi’nin kozmik alem’in özüne yerleştirdiği işleyiş yasaları anlamında Emrullah için bkz. A’raf,7/54; Yunus,10/3.

3-Fiziksel Alem’in İşleyiş Yasaları: Emrullah

Emrullah; Her Şeye Kadir olan Allah’ın fiziksel alem’in yasaları anlamında Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde işlenmektedir. Örnek olarak bunlardan birini okuyalım: “.....Yunus,10/24.

Dp-Emrullah; Fiziksel alemde varolan her şeyi çekip çevirmesidir.bkz. Yunus,10/31

Determinizm-Emrullah ilişkisi

Determinizm/Neden Sonuç İlişkisi; aynı nedenler, aynı sonuçları doğurur.”ölçüsü temelinde kurulmuştur. Kainatta her şeyin bir ölçüye göre yaratılmış olup, bir ölçüye göre hareket etmesi; eşya ve olaylar arasında neden-sonuç ilişkisinin olduğunu göstermektedir. Bir farkla ki, tüm bu ilişkileri belirleyen güç eşyanın kendisi değil Her Şey’e Kadir Olan Allah’tır.

a) Eşariler’in İmkan Teorisi

İmkan teoirisi’ni savunan Eş’arilere göre olaylar arasında her hangi bir bağıntı kurmak yanlıştır; bunlar belli yasalara göre değil eyleme dönüştükleri anda yaratılırlar. Yaratıcılığı sadece Allah’a nisbet etme kaygısı ile hareket eden Eş’ârîler’den Bakıllânî, Cüveynî ve Gazzâlî bütün varlıkların sebepsiz olarak vasıtasız bir şekilde belli bir ölçüye riayet zorunluluğu bulunmaksızın Allah tarafından icat edildiklerini söylemişlerdir.

Bu yaklaşımın tezlerine göre olaylar arasında illiyet bağı/sebep sonuç ilişkisi yoktur; her şey mümkündür; önceden belirlenmiş, önceden bazı şeyleri tahmin edebileceğimiz, olayları önceden kestirebileceğimiz –ilahi de olsa- kanunlar yoktur.

Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi olmadığını, dolayısı ile zorunlu bir bağlantı olmadığını savunan Eş’ariler; Evrende ve olaylarda yasaların, kuralların ilkelerin ve illetlerin belirleyici olmadığını iddia ederler.

“Bütün ilahi fiiller hikmet ve adalet ürünü olmakla birlikte irade sıfatına göre gerçekleşir, dolayısıyla bu fiillerde menfaat elde etmek veya bir zararı def etmek anlamında her hangi bir hikmet aramak gereksizdir. Esasen hiçbir şey, O’nun hakkında vacib değildir.” (İslam Ansiklopedisi, TDV. İstanbul,1995, s.446; Eş’ari, el-lüma, s.148-153; İbn-i Fûrek,s140’dan nkl.

Eş’ârî ekolünün ünlü imamı Gazzâlî olaylar arasında illiyet bağı olmadığını ispat edebilmek için Gayb Âlemi’nin güçlerinden melekleri devreye sokmak zorunda kalmıştır; aslında bu da bir başka şekilde illiyet bağı icat etmek anlamına gelmektedir. Determinizm’den kaçarken İndeterminizm’in kucağına düşme handikapından kurtulamayan Gazzâlî, işin içinden fiziksel alemde cerayan eden olayların özelliklerini meleklerin tayin ettiğini söyleyerek çıkmaya çabalamıştır:

“Renklerin gözde intibâı, vâhib el-suver (melek) tarafından hâsıl olmaktadır. Güneşin doğması, sağlam göz bebeği ve renkli cisim ise bu şekilleri kabul etmek için hazırlanmış birer vâsıta ve mahaldirler.” İmam Gazzâlî, Tehâfüt el-Felâsife, çev. Bekir Karlığa, Çağrı yay. İstanbul,1981, S.161,164.

b) Eş’ariler’in Cevher-i Fert Nazariyesi

Cevher-i Fert Nazariyesi’ni savunan Eş’ariler, iznullah ile Emrullah arasında bir fark görmek istememişler, Kainat’ın yönetiminde varolan yasalılığı “iznullah”ı öne sürerek reddetmişlerdir. Bununla Yüce Allah’ın sonsuz kudretini öne çıkarmayı amaçlamışlardır. Bu nazariyeye göre her şey olmuş bitmiş gibidir. Fiziksel alemde dahi artık en son noktaya –hareketin sona erdiği noktaya- ulaşılmış olduğu zehabına kapılan Eş’arilere göre, eşyanın özü olan atom son noktayı temsil etmektedir.

“Alemdeki bütün cisimler bölünemeyecek kadar küçük olan cüzlerin (atom’un) birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu parçalar sonlu olduğu için bunların birleşip ayrılmaları da sonludur. Atomlarda kendiliğinden çeşitli terkipler meydana getirme gücü yoktur. Onların birleşmesi ve farklı cisimler teşkil etmesi sadece ilahi irade ve kudretin tesiriyle olmaktadır. Zira bütün atomlar mahiyet itibariyle birbirinin benzeridir.” ( İslam Ansiklopedisi, TDV. istanbul, 1995, cilt:11, s.445; İbn-i Fûrek, s.76,202,208’den nkl.)

c) Gazali Ve Ateş Örneği

Eş’arilere ve kader’i/her şeyin belli bir ölçüye göre işlediğini reddeden akımlara göre; “eşyanın tabiatı yoktur.” Yakma, ateşin tabiatında olan bir şey değildir. O anda yaratılan bir şeydir. Bu görüşe göre eşyanın kanunu nizamı yoktur. Her şey icat edildiği anda varolmaktadır. Bizim tarafımızdan da bir alışkanlık eseri, âdet olarak alıgılanmaktadır.

Ateş örneği üzerinde bu görüşleri bir tahlile tabi tutarsak şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: “ateş, odunun atılması ve oksijenin harekete geçirilmesi için kıvılcımın çakılmasından değil, Allah’ın odunda yanma fiilini yaratmasından meydana gelmektedir.”

Ateş ve yanma olayını Adetullah’a bağlayan Gazzâlî, insanların ateşin odunu yaktığına ilişkin bilgilerinin aklî bir zorunluluktan değil, sürekli tekrarlanan alışılageldik bir durumu kanıksamış olmaktan kaynaklandığını iddia etmiştir.

Tehâfüt sahibi bu konuyu eserinde şöyle özetlemektedir: “Alışkanlık eseri olarak sebep diye inanılan şey ile müsebbeb diye inanılan şey arasını birleştirmek bize göre zarûrî değildir.”

İmam Gazzâlî, Tehâfüt el-Felâsife, çev.Bekir Karlığa, çağrı yay. İstanbul,1981, Mu’cizelere Dair Onyedinci Mesele, S.159,168.

Atın nutfeden, bitkinin tohumdan, ağacın fidandan yaratılmasını zorunlu görmeyen Gazzâlî, eve bırakılan bir su testisinin ağaca dönüşmesinin mümkün olduğunu iddia etmektedir. Aynı yöntemden hareketle İbrahim peygamberi ateşin yakmamasının da, her şeyi iradesi altında bulunduran Yüce Allah’ın “yanmayı yaratılmamasıyla mümkün” olduğunu iddia ederek Deterministler’i cevaplandırmıştır.

İmam Gazzâlî, Tehâfüt el-Felâsife, çev.Bekir Karlığa, çağrı yay. İstanbul,1981, Mu’cizelere Dair Onyedinci Mesele, S.162.

Hiçbir varlık yasası tanımayan Eşariler, “her şey mümkündür” diyerek yaratılışın yasalı oluşunu reddetmişlerdir. Oysa Allah’ın göklerin ve yerin yönetimiyle alakalı kanunları vardır. Her biri bir gayeye bağımlı olarak yaratılmış olan eşyanın yasalarının olmadığını düşünmek abestir. Hiçbir düzen tesadüfen bu kadar mükemmel işlemez; bu nedenle göklerde ve yerde bulunan her şeyin gayesine göreli olarak işleyiş yasaları vardır. Kozmik alemin tüm varlıkları, batıla/boş bir amaca hizmet etmeleri için değil, ilahi hikmete dayalı bir gaye için yaratılmıştır.

“Ve Biz, göğü ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri Kafirlerin sandığı gibi bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık: Vay hallerine (cehennem) ateşindeki o nankörlerin!” (Sâd,38/27.)

“İşte (böyle) Biz gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi sırf bir oyun olsun diye yaratmadık. Bunların hiç birini (derûnî) bir hakikatten yoksun yaratmış değiliz. Ama onların çoğu bunu anlamaz.” (Duhân, 44/38-39)

Müminlerin ayırıcı vasfı, aklî yeteneklerini kullanarak kozmik ve fiziksel alemdeki bu amaçlılığın farkına varıp, tüm yaşamı boyunca, her durumda kendi varoluş gayesine uygun davranış geliştirebilen insan olmaktır: “ Onlar ki, ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah’ı anar (ve) göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler, (şöyle dua ederler:) Ey Rabbimiz! Sen bunların hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateşin azabından koru!” (Ali imran, 3/191.)

Yarattığı herşeyin rızkını eksiksiz veren Yüce Allah, hiçbir şeyi başıboş, başına buyruk bırakmamıştır. Yarattıktan sonra kenara çekilmeyen, varlıklarla ilişkisini sürdüren Rabbimiz, şeylerin ölümüne hükmedinceye kadar, meleklerle veya tabii elçilerle emr’ler göndermektedir.

İşte yaratılan her şeyin rızkı da, rızkının sona erdirilmesi de birincil ve ikincil emr’lerle gerçekleşmektedir:

“Ve (onlara söyle:) cinleri/görünmez varlıkları ve insanları yalnızca Bana kulluk etmeleri için yarattım. (Ama dikkat edin!) Ben onlardan ne bir rızık istiyorum ne de gözetip beslemelerini. Çünkü bizzat Allah bütün rızıkları verendir; her türlü kudretin sahibidir, bâkî olandır!” (Zâriyat,51/56-58.)

İnsanın yaratılış süreci, onu vareden özün biçimlenişi açıkça bir yaratıcının varlığına dolayısı ile gayeliliğe işaret etmektedir:

“Sizi basit bir sıvıdan yaratmadık mı? (Rahmin içinde) sağlam bir şekilde muhafaza ettiğimiz (bir sıvıdan) Önceden belirlenmiş bir süre ile. Biz insanın yaratılışını işte böyle Kader’e bağladık/ölçülü bir şekilde gerçekleştirdik. Ne mükemmeldir bizim bir şeyi gerçekleştirme kudretimiz.” (Mürselât, 77/20-23.)

Fiziksel alemin yakın ve uzak diyarlarındaki hayatı meydana getiren ve onu devamlı kılan bu kanunlar Emrullah ile oluşturulmuştur.

Arı gibi varlıklara da görevleri içgüdülerini eğiten Fıtrî vahiy yolu ile (birincil emr’lerle) öğretilmiştir. Arıların sosyal yaşamındaki mükemmel işleyişin hiçbir yasaya dayanmadan devam ettiğini iddia etmek, aklî bir karışıklığın ürünü olsa gerek? Arıların sosyal yaşamı ve yaptıkları işi mutlak bir boyun eğmişlikle, mükemmel bir örgütlenmeyle başarılı bir şekilde yapışları “ayet” olarak isimlendirilmiştir. Kendilerine ikincil bir emr indirilmediği sürece Arılar, tüm işlerinin yasal çerçevesi Fıtrî vahiyle öğretilmiş görevlerini ihmal edecek değillerdir, ve hayat tarzlarını asla değiştirecek değillerdir:

“ Ve bir de Rabbinin arıya: ‘Dağlarda, ağaçlarda ve (insanların) hazırladığı kovanlarda kendine yuva edin’ diye vahyettiğini ve ona: ‘her türlü üründen ye; ve Rabbinin senin için öngördüğü yolları mutlak bir boyun eğmişlikle izle!’ (diye buyurduğunu düşünün! İşte bunun içindir ki,) Onların karınlarından, içinde insan sağlığına yarayışlı unsurlar bulunan değişik renklerde, tatlarda bir sıvı çıkar. Şüphesiz bunda da düşünen kimseler için mutlaka bir ders vardır.” (Nahl, 16/68.)

Güneşin belirli bir yörüngede hiç sapmadan akıp gitmesi de kader’in Emrullah boyutu dahilinde düşünülmesi gereken yasalara bağımlıdır.

Her şey gibi Güneş v.b. gezegenlerin, göklerdeki tüm sistemlerin tesadüfle açıklanamayacak hareketleri belli yasalara dayanmaktadır. Güneşle ay arasındaki mesafe de, denge de, onların ömürleri de ilahi takdirle belirlenmiş yasalarla korunur.

“Ve Güneş(te de onlar için bir işaret vardır: ) O, kendisine ait bir yörüngede akıp gider. Bu kudret sahibi ve her şeyi bilen Allah’ın Takdiri’nin/iradesinin bir sonucudur. Ve Ay(da da bir işaret vardır ki) Biz onu kuru ve eğik bir hurma dalını andırır hale gelinceye kadar çeşitli safhalardan geçirdik. Ne Güneş Ay’a erişebilir, ne de gece gündüzü yok edebilir, çünkü hepsi uzayda (yasalarımız doğrultusunda ) hareket ederler.”

(Yasin, 36/38-40.)

Tıpkı her insan gibi dünyanın da eceli vardır; her şey doğar, büyür, tekamüle erer, yaşlanır ve nihayet ilk vücuda geldiği andan daha çaresiz ve düşkün hale gelir; bu eşyanın bağlı bulunduğu temel yasalardandır: “Ve sizi Allah yarattı; günü gelince de öldürecek ve içinizden kimileri ömrün o en düşkün çağına (insanın) bildiği şeyi bilmez olduğu yaşa kadar alıkonulurlar. Gerçek şu ki Allah, her zaman kudretli ve yegane ilim sahibidir.” (Nahl, 16/70.)

b)      Rüzgarlar’a Yüklenen Emrullah

Rüzgarların hareketleri, seyir güzergahları tesadüflere bağlı olarak değil, kendilerine yüklenmiş görevlere, tayin edilmiş yollara göre belirlenmiştir: “........Zariyat,51/4; 34/12

c)      Su’ya Ve Denizler’e Yüklenen Emrullah

Gemilerin yürümesini sağlayan yasaların –suyun kaldırma kuvveti gibi- Emrullah ile takdir edildiği Hacc Suresi’nde şöyle beyan edilmektedir: “............Hacc,22/67.

Benzer bir ayetler için bkz.14/32; Hacc,22/65; Casiye,45/12.

Emrullah; denizlerde yürüyen gemilerin bağlı bulunduğu ilahi kanunlar, insanların fiillerine boyun eğen yasalar, yeryüzünde bulunan her şeyin tabi olduğu ölçülerdir.

d)      Yağmur’a Yüklenen Emrullah

Gökleri ve yeri yaratıp biçim veren, çeşitli şekillerde düzen veren ve yaratmaya devam eden Yüce Allah yağmurun yağmasını, suyun kaldırma gücü sayesinde ilerleyen gemilerin kullandıkları olanakları belli ölçülere bağlamıştır.14/32.

e)      Gece Ve Gündüz’e Yüklenen Emrullah

Güneş ve ayın, dünyanın hareketleri ve buna bağlı olarak gerçekleşen gece ve gündüzün oluşumu Emrullah ile takdir edilmiştir; belli yasalara bağlanmıştır. Kozmik ve fiziksel alemdeki eşyalar kendileri hakkında, Birincil Emr ile belirlenmiş ilahi yasalardan asla çıkamazlar. Allah’ın izni ile olursa başka.16/12.

4-Hayatı Takdîr Eden Emrullah

Varlığın Vücuda Gelişi’ni Ve Hayatiyetini Takdir Eden Emrullah’tır.

Hayat ve ölümü takdir eden Allah, her şeyin nihai belirleme gücünü elinde tutmaktadır. İşte Emrullah bu gücü ifade bir Kur’ani terimdir.

Tüm yaratma işleri Emrullah ile tayin edilir: “.....Mümin,40/68.

Dp-Yüce Allah’ın yaratma şekliyle ilgili yasa şudur: “Bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece ol!demek” bkz.Bakara,2/117; Ali imran,147; Yasin,36/82.

4-Nübüvvet Vahyi’ni İnzal Eden Emrullah

Kur’an’a vahyin kendisi de, yüklediği Risalet görevi de “Emrullah’dandır” şeklinde nitelendirilmiştir. Yüce Rabbimizin Emrullah ile takdir ettiği “mesajlarını insanlığa iletme amacı” nı engelleyebilecek hiçbir güç yoktur. Çünkü Emrullah ile karara bağlanmış takdirleri engelleyecek kadar güç ve irade hiç kimseye verilmemiştir.

İlahi vahyin kendisi Emrullah’tandır: “........Muhammed,47/21.

Nübüvvet vahyinin eksiksiz olarak indirilmesi Emrullah’ın teminatı altındadır; bkz.Tevbe,9/48.

Meleklerin vahiy indirmesi kendiliklerinden karar verdikleri bir iş değildir. Çünkü onların verecekleri kararlar, Rabb’den bağımsız değildir. Kısaca, meleklerin ilahi mesajı seçilen elçilere indirmesi Emrullah’a bağımlı bir iştir:

Nahl,16/2; Mümin,4015.

Kur’an’ın indirilmesi kararı da, vahyin tamamlanması da Emrullah ile tayin edilmiş bir karardır, bkz.Şura,42/52; Duhan,44/4-5; Musa a’a yüklenen Risalet görevi, on emr’i taşıyan levhaların geliş şekli –ki ikincil emrdir- Emrullah’tandır; bkz.Taha,20/26,32,93; Kasas,28/44;

Lut a ve ailesinden mümin olanlarla birlikte helak olacak şehri (sodom ve Gomore’yi) terk etmeleri Emrullah’a bağımlı bir vahiy ile bildirilmiştir; bkz.Hicr,15/65; Firavun’un sarayındaki mümin adam, Nübüvvet vahyinin ölçülerine dayanan “adanmışlık bilincine sahip olmasını Emrullah’a borçludur; bkz.Mü’min,40/44.

6- Şeriat’ın Takdirini Belirleyen Emrullah

Bütün peygamberlere bildirilen vahiyler de, onunla karara bağlanmış ilahi ölçüler de Emrullah ile belirlenmiştir; yoksa peygamber de olsa insanların arzu ve isteklerinin bir ürünü değildir.

Peygamberimiz Muhammed s’e verilen Kur’an şeriatı Emrullah’tandır; Allah’ın buyruğu ile indirilmiştir: Casiye,45/18.

Emrullah aşağıdaki ayette “Allah’ın yapılmasını ‘iyi’ nitelemesi ile emrettiği ilahi hukuk” anlamında geçmektedir: “.......22/41.

İnsan hayatında uyulması karara bağlanmış ilahi hukuk Emrullah kapsamında bir takdir sonucunda belirlenmiştir: Talâk,65/8.

Emrullah bir çok ayette peygamberlerin kendisiyle hüküm verdiği ilahi şeriat anlamında geçmektedir. Mesela İbrahi a’ın, kardeşinin oğlu Lut’un, İshak’ın, oğlu Yakub’un insanlar arasında kendisiyle hüküm verdikleri ilahi şeriat Enbiya Suresi’nde Emrullah ifadesiyle dillendirilmiştir:

“....Enbiya,21/73.

Peygamberlerin ve salih müminlerin bağlı oldukları ilahi buyruklar anlamında Emrullah için bkz. Enbiya,21/27, Nur,24/63; iyinin kötünün, doğrunu yanlışın sınırlarını belirleyip tayin eden ilahi şeriat anlamında Emrullah için bkz.kehf,18/28.

Mü’minlerin insan ilişkilerinde kendileriyle hükmetmeleri gereken ve Emrullah nitelemesi yapılan ilahi hukuk ölçülerinden bazıları şunlardır:

a)      Dosdoğru olmak

Eğilip bükülmemek, hakikati bütün çıplaklığıyla ortaya koymak, gerçek inançları ve niyetleri gizlemeden olduğu gibi insanlığa tebliğ etmek: 15/94,42/15

b)      Müslümanların ilki olmak

Peygamberlere İslam’ın öncüsü olup putlardan uzak durmaları sadece Allah’a kul olmaları, müslümanların ilki olmaları Emrullah ile bildirilmiştir.

Enam,6/14,163; Yunus,10/104; Ra’d,13/36; Neml,27/91; Zümer,39/11-12; Mü’min,40/66.

c)      Allah’a yakınlaşma Vesileleri Aramak

Musa peygamberin kavmini Bakara/inek kurbanı ile –ilahi rızayı kazanma konusunda- imtihan etmesi Emrullah iledir. Bakara,2/68, Nisa,4/58.

İbrahim peygambere en sevdiğini (oğlu ismail’e duyduğu sevgiyi) kurban etmesi Emrullah ile bildirilmiştir. Saffat,37/102.

Salih a’ın halkından imana erişmemiş bazı kimseler ondan mu’cize olarak bir deve istemişlerdi. Aslında iman etmek gibi bir niyetleri olmayan bu kimseleri Yüce Allah “Deve’nin su içme hakkına saygı göstemek”le denemiştir; işe bu sınav için konulan hüküm Emrullah olarak nitelendirilmiştir.

Dp-Salih a’ın devesinin su içme hakkıyla ilgili Emrullah için bkz.Araf,7/77.

d)      Evlenme -Boşanma Hükümleri

Peygamberimizin evlatlığı zeydin boşanması ile birlikte dul kalan Zeynep validemizle evlenen peygamberimizin bu nikahı, “üvey babanın evlatlığın boşadığı kadınlarla evlenebileceğine ilişkin adet”in tashihi için verilmiş bir ilahi hüküm/Emrullah’tır. Emrullah müheymindir; yaşanan insan hayatına teslim olan değil onun üzerinde belirleyici olan, değiştirip dönüştüren bir muhtevaya sahiptir.

Dp-Evlatlıkarın boşadığı kadınlarla evlenmeyi helal ilan eden ilahi yasa Emrullah ile bildirilmiştir. Ahzab,33/36-37.

Boşanmış kadınların beklemeleri gereken üç ay başı dönemini kapsayan iddet de Emrullah ile belirlenmiş bir yasa gereğidir; bkz. Talak, 65/1,4,5.

e)      Temel İyilikleri Takdir Eden Emrullah

Adaleti ikame etmek, bilinen iyilikleri ifa etmede yarışmak, Allah’tan başkasına ibadet ederek şirke girmemek, akrabaya ikramda bulunmak gibi konular Emrullah ile/ilahi vahyin inişine hükmeden buyruk ile belirlenmiştir.

Nahl,16/90

f)        Şirk’e Bulaşmamak

Emrullah, neyin şirk olup olmadığını belirleyen ölçülerdir.

Şirke bulaşmamakla ilgili İsrailoğullarının yükümlü tutulduğu ilahi buyruklar Emrullah kapsamında değerlendirilmiştir; bkz.7/150

Fevzi Zülaloğlu

 

Yorumlar

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

 

Allah'a İman Yeni Haberler

Kelimei Tevhit'in Şartları

Kelimei Tevhit'in Şartları Tağutluk üç derecede tecelli eder ..

Toplumsal Hayatın İşleyiş Yasaları

Toplumsal Hayatın İşleyiş Yasaları Tarih boyunca iki kutbun savaşımını anlamlandıran, başarıya ya da başarısızlığa yol açan eylemlerin ölçüsü Sünnetul...

 

© Copyright 2012 Abdullah KAÇAN | İlimnet - İlim İnternet

Kategoriler
Akaid - Allah'a İman , Cennet , Esmaül-Hüsna , Müslümanın Tutumları , | Fıkıh - Hac , Kurban , Namaz , Ramazan Ve Oruç , Taharet , Zekat , | İlimi Araştırma - Canlılar , Hz.Mehdi , Kuran Mucizeleri , | İslam Tarihi - Asr-ı Sadet , İslamdan Önce , Mezhepler Tarihi , Padişahlar , Peygamberler Tarihi , Savaşlar , | Kadın Ve Aile - Çocuk Eğitimi , Evlilik Müessesi , Örnek Kadınlar , | Siyer - Sahabeler , | Tasavvuf - Tasavvuf Büyükleri , |
Videolar Animasyon Belgesel Film Ve Dizi Komedi Eğlence Video Klip  
Kuran , Sünnet, Hadis , Mekke , Medine, Ravza, Muhammed (sav) , Sanal Kütüphane , İlahi , Ezgi , Hatim , Sohbet , Ders , Film , Çizgi Film, Arapça , Klip , Şiir , Mp3 , Belgesel ,Yazarlar
I