Fidye nedir? Kimler verir?

Fidye nedir? Kimler verir?

   
Ramazan orucunu tutmakta zorlanan, sonra da tutamayacak kadar yaşlı olan birisi tutamadığı günleri nasıl telâfi eder?
 
Ekleyen : Abullah KAÇAN
Okuma Sayısı : 1807

 

“Ramazan orucunu tutmakta zorlanan, sonra da tutamayacak kadar yaşlı olan birisi tutamadığı günleri nasıl telâfi eder?”

İslâmiyet kolaylık ve rahmet dînidir. İslâm dînini gönderen Allah ü Zülcelâl Hazretleri kolaylıktan başka bir şey emretmemiş, İslâm dînini bizzat yaşayarak bize tebliğ eden Allah Resûlü (asm) kolaylıktan başka bir şey yaşamamış ve tebliğ etmemiştir.
Mübârek Ramazan ayında herkes orucun hadsiz hudutsuz sevabına gark olurken, sağlıkla ilgili problemlerimiz nedeniyle biz, bu ayın yüksek sevabını orucumuzla talep etmeye güç yetiremeyebiliriz. Hiç gam ve keder yok. İslâmiyet rahmet ve kolaylık dînidir. Orucumuzla bu ayın sevabına erişemez isek, niyetimizle ve fidyelerimizle erişmemiz inşaallah mümkündür.

Şüphesiz, bu aydaki orucu şiddetli hastalığı veya zaafiyeti nedeniyle tutmaya güç yetiremeyenler için de bu rahmet kapısı kapanmış değildir. Rahmetin onları dışarıda bırakması düşünülebilir mi? Bu dîn eksiksiz herkesi kâmilen kucaklamıştır. Oruç tutmaya güç ve tâkati olmayan, fakat acziyeti ve zaafiyeti ile yalnız Allah’ın dergâhına sığınan, yalnız Allah’tan isteyen, yalnız Allah’tan uman, yalnız Allah’tan bekleyen hastaların ve yaşlıların rahmetin dışında kalmasına Rahmân-ı Rahîm hiç râzı olur mu?

İşte, Ramazan ayında oruç tutmaya güç yetiremeyen ve her geçen gün bünyesi zafiyete uğrayan güçsüz, zayıf, yaşlı ve hastaların bu ibâdetin sevabından mahrum kalmamaları ve oruç farîzasını yerine getirmiş sayılmaları için dînimizde kolaylıklar getirilmiştir.
İyileşinceye kadar oruçtan muâfiyet şeklinde tezahür eden kolaylıktan sonra, hastanın iyileşmemesi ve hastalığının artması, ilerlemesi ve sıhhate kavuşmaması gibi devam eden sağlık problemleri karşısında dînimiz tekrar şefkat kucağını açmış ve onları yeni bir çözümle tekrar kucaklamıştır.
Hiç şüphesiz bu şefkat doğrudan Rabb’imizden gelerek, fakîrlere dönük bir hîbe mâhiyetinde tecellî etmiştir. Kur’ân’da Cenâb-ı Hakkın, “Oruca dayanamayanlar bir düşkünü doyuracak kadar fidye verirler”1 emri bu kolaylığı îlân eder.

Demek, güçsüzlükleri, âcizlikleri, hastalıkları, ihtiyarlıkları ve sâir olumsuz halleri nedeniyle oruç tutamayanlar, oruç tutamadıkları gün sayısınca, her güne bir fidye vermek sûretiyle bu ibâdeti yapmış sayılacaklardır.

Fidye miktarı, her bir oruç günü için bir fakîri bir günlük doyuracak kadar para veya belirli miktarlardaki gıdâ maddelerinden oluşur. Bir fidye miktarı, bir fitre miktarına eşittir: Buğdaydan yarım sa’; arpa, hurma ve kuru üzümden bir sa’dır. Sa’ bir hacim ölçüsü birimidir ve bir sa’ takrîben 2.75 litredir; bu da yaklaşık 3 kilograma denk düşmektedir. Bu rakamları günümüze aktaracak olursak, bir fitrenin asgarîsi üç milyon liraya denk düşmektedir. Bir fidye de asgarî üç milyon lira üzerinden verilebilir. Bu miktar, kişinin imkân ve el genişliği ile doğru orantılı olarak artırılabilir.

Fidyenin Ramazanın içinde verilmesi Ramazan ayının hürmet ve bereketine daha uygun düşmektedir. Fakat iyileşme umudu bulunan hastalar fidye vermek için acele etmeyebilirler. Çünkü hastalar iyileştikleri zaman, daha önce verdikleri fidyeye bakmadan tutamadıkları oruçları tutmakla mükellef bulunmaktadırlar.

Sağlıklarında fidyelerini kendileri ödeyemeyenler, öldükten sonra fidyelerinin ödenmesini vasiyet edebilirler. Böyle bir vasiyetin bulunması halinde, geride bıraktığı malın üçte biri fidyeyi ödemeye yeterli ise mîrasçılarının bu bedeli ödemeleri dînî bir vecîbe olur.
Vasiyeti yoksa veya malının üçte biri fidyenin ödenmesine yeterli değilse, mîrasçılarının sırf hayır ve fazîlet olarak bu fidyeyi kendi mallarından kendi rızâları ile ödemelerinin makbûle geçen bir davranış olacağı muhakkaktır.

Fidye ödeyebilecek kadar mâlî güce ve imkâna sahip bulunmayanlardan bu yükümlülük ölümle birlikte düşer. Ancak ölene kadar bu fidyeyi ödeme gayreti içinde olmaları gerekir.

Güç yetiremediğimiz ibâdetler için bize çözüm içinde çözüm sunan Hâlık-ı Rabb-i Rahîm’e sonsuz şükürler olsun.

DİPNOT:
1- Bakara, 2/184.)

 

Yorumlar

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

 

Ramazan Ve Oruç Yeni Haberler

Kaçırılmayacak Fırsat Şevval Orucu

Kaçırılmayacak Fırsat Şevval Orucu Ramazan orucuyla şevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.) [İbni Mace]

Oruçlu iken dişlerimizi fırçalarsak oruç bozulur mu?

Oruçlu iken dişlerimizi fırçalarsak oruç bozulur mu? Oruçlu iken dişlerimizi fırçalarsak oruç bozulur mu?

 

© Copyright 2012 Abdullah KAÇAN | İlimnet - İlim İnternet

Kategoriler
Akaid - Allah'a İman , Cennet , Esmaül-Hüsna , Müslümanın Tutumları , | Fıkıh - Hac , Kurban , Namaz , Ramazan Ve Oruç , Taharet , Zekat , | İlimi Araştırma - Canlılar , Hz.Mehdi , Kuran Mucizeleri , | İslam Tarihi - Asr-ı Sadet , İslamdan Önce , Mezhepler Tarihi , Padişahlar , Peygamberler Tarihi , Savaşlar , | Kadın Ve Aile - Çocuk Eğitimi , Evlilik Müessesi , Örnek Kadınlar , | Siyer - Sahabeler , | Tasavvuf - Tasavvuf Büyükleri , |
Videolar Animasyon Belgesel Film Ve Dizi Komedi Eğlence Video Klip  
Kuran , Sünnet, Hadis , Mekke , Medine, Ravza, Muhammed (sav) , Sanal Kütüphane , İlahi , Ezgi , Hatim , Sohbet , Ders , Film , Çizgi Film, Arapça , Klip , Şiir , Mp3 , Belgesel ,Yazarlar
I