Arifler

Arifler

   
Gönülde beliren iman, ibadet ve ahlak nuru...
 
Ekleyen : Abullah KAÇAN
Okuma Sayısı : 1916

 

Gönülde beliren iman, ibadet ve ahlâk nûru; dilimizden, gözümüzden ve sair azalarımızdan zuhûr eden olumsuzluklarla boşa harcanıp gidiyor. Kese delinince paranın kaybolduğu gibi. İğneyle kuyu kazar gibi servetini elde eden kimse, harcamada çok ölçülüdür. Onu, malın yersiz yerlere harcanması kadar rahatsız eden bir şey olmaz. Bu varlık, gözümüzü yumduğumuz zaman bizi terk edecek olan değerlerdir. Ama azalarımızla yaptığımız taatler bizi takip eder. Ebedî hayatımızı temin edecek olan ibadetler yalanla, gıybetle, dedikodu, iftira ile hiç mahvedilir mi? İbretle bakmamız gerekirken hasetle göz; eşyanın zikrini duymamız icab ederken, belden aşağı duyguları tahrik eden sözleri işitmekle kulak, nimet vs. aza boş yere harcanır mı?

 

Hak Teâlâ’nın huzûrunda şahitlik yapacak olanlardan biri de azalardır. "Onlar derilerine dediler ki, ‘Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?’ Derileri, ‘Bizi her şeyi konuşturan Allah Teâlâ konuşturdu’ derler." (Fussilet, 41/21) "O gün onların ağızlarına mühür vururuz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder." (Yasin, 36/65)

Azaları haramdan ve boş lakırtılardan muhafaza etmektir murâkabe. "Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler." (Mü’minûn, 23/3) "Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler." (Kasas, 28/55) Sami Ramazanoğlu (k.s.), Yahyalıyı teşriflerinde, Es’ad-ı Erbilî (k.s.)’nin medhinin yapıldığı bir ilahi okununca, "Hasan Efendi, seyr ü sülük döneminde, boş söz şöyle dursun, hayırlı söz de bile israf etmeyin." buyururlar. İmam Şârânî (k.s.) de; evliyaullah, önlerine kağıt kalem kor, ne söz ederse onu yazar, yatacakları zaman da boş kelamlardan dolayı kendilerini hesaba çekerlerdi, buyuruyor.

Büyüklerimiz, kardeşlerine olan sevgilerini, hayırlı tavsiyelerle ifade ederlerdi. Es’ad-ı Erbilî (k.s.), mânevî evlatlarına ihvan demez, ihvân-ı kirâm derlerdi. Evlatlarından Rahîm Mevlâ'ya vasıl olan pek çoktu. İnsanlığa hizmet için eserler tab eden Sami Ramazanoğlu (k.s.), yirmisekiz kiloya kadar düştü, bir deri bir kemik kaldı. Mübarek gözlerini de bu uğurda feda eyledi. Yeşil Hisarlı H. Ahmet Karagöz, "Sami Efendimiz bizlere bu kitapları, gecesini gündüzüne katarak hazırladı. Yavrularım, tek tek okuyun da dinleyeyim." der. Eserler baştan sona dinlenip hatmolunca, Üstazımız rüyasında, romatizmadan rahatsız olan dizlerine okur ve sabah kemâl-i âfiyetle yatağından kalkar biiznillahi Teâlâ. Sevgi, hakkı duyurmaktır herkese. "İyilik ve takva (Allah Teâlâ’ya karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın." (Mâide, 5/2) "Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz." (Nisâ, 4/114)

Ârifân-ı İlâhî; âmentüdeki altı iman esasına inandıkları halde, gönlünde mâsiyet kiri, hased, kin, kibir, şehvet vs. fena huylar bulunan kimseler, Allah Teâlâ’nın huzuruna iyi bir sıfatla varamazlar buyururlar. Kadere inandığı halde belaya sabretmeyen, ölüme, dirilip Hak Teâlâ’nın katında hesaba çekileceğine kesin inandığı halde amel etmeyenlerin, nifak sıfatında olacağını haber verirler.

İman kalbinde kökleşmeyen, esaretten, ölümden kurtulmak, ganimetten istifade etmek için inandık diyen zümreye Allah Teâlâ: "İnandık, dediler. De ki Ya Muhammed! İnanmadınız, ama İslâm olduk deyin, inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez. Doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder." (Hucurât, 49/14) ikazını yapar.

 

Müminlerin sıfatı:

 

1 - Allah Teâlâ’nın mevcûdâtı yoktan var ettiğine inanmak,

2 - Her şeye güç yetirdiğine inanmak,

3 - Gizlinin gizlisini bildiğine inanmak.

4 - Lütuf sahibi olduğuna inanmak.

5 - Mahşer gününde herkesin huzûrunda toplanacağına inanmak.

6 - Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın peygamberliğine, kendi arzusuyla konuşmadığına, sükût, söz ve fiillerinin şer’î hüküm giydiğine inanmak.

7 - İmanında şüpheye düşmemek.

8 - Allah Teâlâ’nın yolunda malla, canla ve bütün gücüyle cihad etmektir.

 

İslâm, zâhirî aza ile; el, ayak, göz, kulak, dil ve bedenle yapılan taattır.
Sâdât-ı Kirâm, büyüklerimiz olgun insanı, îman, İslâm ve ihsan vasfıyla, maddeler halinde, şu şekilde belirler.

 

İslâm, üç şeyden mürekkebdir:

 

1- Allah Teâlâ’dan afvımızı talep ederek, Yüce Zât'ına yöneliş, tevbe.

2- Küfür, nifak, büyük ve küçük günahlardan kaçınıp, kalbden masivayı, Hak Teâlâ’dan gayri her şeyi terk.

3- Nebîler, sıddîklar, şehid ve salihler gibi yaşamak, istikâmet.

 

Îman, mücâhede, nefsin arzularına karşı koyma, riyâzet ve gönlü her türlü isyândan korumakla yapılan bâtınî bir ameldir.

 

Îman üç şeyle kemâl bulur:

 

1- Her yaptığını Allah için yapmak, ihlas.

2- Kalb, dil ve fiilde doğru hareket etmek, sıdk.

3- Gönlün tereddütsüz inancı, Allah Teâlâ’ya itmi’nan.

 

İhsan, mülk âleminden, melekût âlemine geçip, hakîkatin sırlarına ermek, her şeyiyle Hak Teâlâ’ya teslim olmaktır.

İhsan, Allah Teâlâ’yı görür gibi taat yapma sırrına üç şartla erişilir. Yaşanmakla elde edilen bu hakikatler, söz ve beyâna sığmaz.

 

1- Her an Rabbimizin bizi gözetlediğini bilme, murâkabe.

2- Zeyd İbni Hârise (r.a.)’nin dediği gibi, cennet ve cehennemi, her şeyi açıktan görme, eşyanın hakikatine erme, tecellî; gönle inen nurla, şahsında ve dışında, on sekiz bin âlemde zikir, yakîn, kesin inanç; şeytan ve nefsin de inanıp, her türlü âfetten korunma, hafîz sıfatıyla, velâyete erme, müşâhede.

3- Marifet; kalpte, O'ndan gayri bir şeyin bulunmaması, daha ötelerin ötesi, Yûnus Emre'nin diliyle, "Bilirler hod haber vermezler" esrârının içte gizlenmesi, "Başımızı veririz, sırrımızı vermeyiz" gerçeğinin tâ kendisidir.


 

Yorumlar

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

 

Alemdar Yeni Haberler

İMANINIZI YENİLEYİNİZ !

İMANINIZI YENİLEYİNİZ ! Kendi dışımızda ,afakta en son teknolojiye ulaşmaktır.

Takdire Rıza

Takdire Rıza Rızkın hayırlısı yetecek kadar olanı, zikrin hayırlısı da hafi, gizli olanıdır

 

© Copyright 2012 Abdullah KAÇAN | İlimnet - İlim İnternet

Kategoriler
Akaid - Allah'a İman , Cennet , Esmaül-Hüsna , Müslümanın Tutumları , | Fıkıh - Hac , Kurban , Namaz , Ramazan Ve Oruç , Taharet , Zekat , | İlimi Araştırma - Canlılar , Hz.Mehdi , Kuran Mucizeleri , | İslam Tarihi - Asr-ı Sadet , İslamdan Önce , Mezhepler Tarihi , Padişahlar , Peygamberler Tarihi , Savaşlar , | Kadın Ve Aile - Çocuk Eğitimi , Evlilik Müessesi , Örnek Kadınlar , | Siyer - Sahabeler , | Tasavvuf - Tasavvuf Büyükleri , |
Videolar Animasyon Belgesel Film Ve Dizi Komedi Eğlence Video Klip  
Kuran , Sünnet, Hadis , Mekke , Medine, Ravza, Muhammed (sav) , Sanal Kütüphane , İlahi , Ezgi , Hatim , Sohbet , Ders , Film , Çizgi Film, Arapça , Klip , Şiir , Mp3 , Belgesel ,Yazarlar
I