Adı Güzel Şanı Yüce Peygamber

Adı Güzel Şanı Yüce Peygamber

   
Kendisine yapılan bir çok eza ve cefaya karşılık direnmesi, hiç yılmadan mücadelesine devam etmesi...
 
Ekleyen : Abullah KAÇAN
Okuma Sayısı : 2171

 

Yazar: Alemdar
 

Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda
Gülbang-i kudûmun çalınır Arş-ı Hüdâ’da
Esmâ-i Şerîfin anılır arz ü semâda
Şeyh Gâlip (1757-1799)



Ya Hak hâkim olur, ya da Muhammed ölür!

Abdulmuttalib’e, "Torununa niçin ‘Muhammed’ ismini koydun?" suali yöneltilince şanslı dedenin cevabı , "Yerde ve gökte O’nun şânı vasfedilsin!" olmuştu.
Dünyaya teşrifiyle meydana gelen olağanüstü haller; semada o güne kadar hiç görülmeyen Ahmed ismindeki yıldızın zuhuru, bin yıldır yanmakta olan Mecûsîlerin ateşinin sönmesi, Kisrâ’nın sarayının çökmesi, Sava gölünün kuruması ve daha niceleri… O’nun şânının yerde ve gökte vasfedileceğinin birer işaretiydi.
Sa’d Kabilesi’nin kıtlık ve yokluk içinde kıvrandığı yıllardı... Sultân-ı Kevneyn Efendimiz orada süt anneye verildi. Kıtlık ve yokluk, bolluk ve berekete dönüştü. Çünkü O (s.a.v.), âlemlere rahmetti.
Babası Abdullah’ın kabrini, annesi mine hatunla birlikte ziyaret ettikten sonra, Ebva köyünde annesini de kaybetmesi yani öksüz ve yetim olarak büyümesi de bir takım sırlarla doluydu. Sır: Gönlünde Mevlâ’nın muhabbetinden başka hiç bir şeyin kalmamasıydı.
Dedesi Abdulmuttalib’in vefatından sonra, amcası Ebû Tâlib’in himayesinde kaldığı yıllarda Ebu Talib’in hânesi bu Kutlu Misafir hürmetine bereketlenmişti. Ticaret için Suriye’ye Mekke’den hareket eden kervan, Busrâ’da konaklamıştı. Bütün kervana, içlerindeki müstesnâ bir şahsiyetten ötürü izzet ü ikramda bulunulmuş, kervandakiler ağırlanmıştı. Bütün bu olanlara sebep; şüphesiz Rahip Bahîrâ’nın O’nun nübüvvetine delalet eden alametleri apaçık görmesiydi.
Kureyş ile Kays arasında süren Ficâr harbinde tarafsız kalması; Hılfü’l-Fudûl sözleşmesiyle çaresizlere çare olması; Kabe’nin tamirinde Hacer-i Esved’i yerine koyma şerefini elden kaçırmamak için yarışa giren on iki kabileyi uzlaştırma incelik ve ferasetini göstermesi; düşmanları tarafından bile "el-Emîn" diye tanınması… İşte bunlar ancak Hâtemü’n-Nebî’nin sergileyeceği üstün tavırlardı.
Suriye’ye ikinci seferinde Hz. Hatice’nin kölesi Meysere’nin gördüğü olağanüstü haller: Yolculuk esnasında mübarek ellerinin dokunduğu taamın bitmemesi, bulutun saadetli başlarını gölgelemesi; Hz. Hatice ile evliliğinde, nûr-i nübüvvetin alınlarında parlaması; Ebû Tâlib’in nikah töreninde yeğeni Muhammed’e övgüler yağdırması, nübüvvetini ihsas eden biri gibi mesajlar vermesi… Elbette O’nun küfür ve şirkle kararan dünyayı aydınlatacak müstesna bir nûr oluşunun belirtisiydi.
En yakınlarından başladığı davete kadınlardan Hz. Hatice’nin, gençlerden Hz. Ali’nin, kölelerden Hz Zeyd’in, erkeklerden Hz. Ebû Bekr’in (radiyallahu anhum) icabet etmeleri; üç sene gizli davetten sonra Safâ tepesinde kavmini alenî olarak İslam’a çağırması; müşriklerin yoğun baskısı karşısında bazı Müslümanların Habeşistan’a hicret etmeleri; Kabe’de ibadete müsaade etmeyen müşriklerin sıkıntılarıyla Dâr-ı Erkâm’a sığınması; Kureyş’in Hâşimoğullarına boykot ilanıyla ağaç yapraklarını yiyerek karınlarını doyurmaları; Kendisine yapılan bir çok eza ve cefaya karşılık direnmesi; hiç yılmadan mücadelesine devam etmesi; müşriklerin Ebû Tâlib’e, "Söyle Yeğenin Muhammed’e, putlarımıza batıl demesin!" uyarıları karşısında "Ya Hak hâkim olur, ya da Muhammed ölür!’ cevabı…. Büyük bir azim ve kararlılığın işaretiydi.
Kederli anlarında da sürekli desteğini gördüğü, çok sevdiği eşi Hz. Hatice (r.anhâ)’nin ve müşriklere karşı kendisini koruyan amcası Ebû Talib’in dâr-ı bekaya irtihal etmesi; İslam’a davet için gittiği Taif seferinde türlü ezalara maruz kalması; bütün bu sıkıntılara sabretmesi karşılığında ise, hicretten bir buçuk yıl önce Kendisine Miracın ikram olunması; Miraçta hiçbir nebinin erişemeyeceği devlete, Cenab-ı Hakk’ı bizzat baş gözüyle görmeğe ve daha bir çok müjdelere nail olması… O’nun Rabbi katındaki kıymetinin bir başka işaretiydi.

Ve Hak gelince, bâtıl yok olmaya mahkumdur!

Hazreç kabilesinden altı Medineli Mekke’ye gelip Peygamber Efendimizle buluşup Müslüman oldu. Onlar, Medine’de İslam’ı tebliğe başladılar.
Bi’setin 11. yılında Medine’den 12 kişi Müslüman oldu.
13. yılda ise 73 erkek ile iki kadın, Akabe’de geceleyin Peygamber Efendimize biat edip O’na, kendisini canla başla koruyacaklarına söz verdiler.
O (s.a.v.) Mekke’de kafa ve gönülleri küfürden, şirkten, inkardan kurtarmak için gece-gündüz çalıştı. İman esaslarının temellerini Mekke’de atıp Medine’de İslam devletini kurmak için hicret etti.
Benî Sâlim Yurdunda ilk Cuma namazı, O’nun imâmetinde kılındı.
Ebû Eyyub el-Ensarî’nin hanesinde yedi ay misafir kaldı.
Mescid-i Nebevî ve Hane-i Saadet inşâ edildi.
Ezan meşru kılındı.
Mekke’de nişanlandığı Hz. Aişe (r.a.) ile evlendi.
Kıble, Mescid-i Aksa’dan Kabe-i Muazzama’ya çevrildi.
Çevre kabilelerle barış antlaşmaları yapıldı.
Hicretin 2. yılında 315 kişilik bir kuvvetle Bedir’de bin kişilik düşman ordusuyla çarpışıp 70 kişiyi öldürmek ve 70 kişiyi esir almak suretiyle müşrikleri ağır bir hezimete uğrattı.
Ramazan orucu ve zekat farz kılındı, münafıklar türedi.
Hicretin 3. yılında müşrikler, Bedir’deki yenilginin intikamını almak için 3000 kişilik bir kuvvetle Medine’ye yürüdüler. Uhud’da amcaları Hz. Hamza Seyyid-i Şühedâ oldu.
Hicretin 6. yılında 1400 kişilik bir kâfile ile Mekke’ye gittiler. Müşrikler Kabe’yi tavafa izin vermediler. Hüdeybiye Musalehası yapılarak Medine’ye dönmek zorunda kaldılar.
Mekke’nin gözdeleri Medine’ye gelerek Müslüman oldular.
Rum İmparatoru Heraklius, Acem Şahı Perviz, Habeş Necaşi’si ve Mısır Şahına mektuplar göndererek onlara İslam’ı tebliğ etti.
Hicretin 7. yılı Muharrem ayında 2000 atlı ve 1600 piyâdeden oluşan ordusu ile Hayber’i fethetti.
10 bin kişilik bir kuvvetle Mekke’nin fethi gerçekleşti: "Hak geldi, batıl yok oldu!"
Hicretin 10. yılında 100 bini aşan muvahhidle Mekke’ye gidip veda haccını yaptı.
Hicretin 11. yılı 12 rebiulevvel pazartesi günü şehâdet parmağını göğe dikti ve vefat etti:
"er-Refîku’l-A’lâ… Yüce Dost’a…"

 

Yorumlar

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

 

Alemdar Yeni Haberler

İMANINIZI YENİLEYİNİZ !

İMANINIZI YENİLEYİNİZ ! Kendi dışımızda ,afakta en son teknolojiye ulaşmaktır.

Takdire Rıza

Takdire Rıza Rızkın hayırlısı yetecek kadar olanı, zikrin hayırlısı da hafi, gizli olanıdır

 

© Copyright 2012 Abdullah KAÇAN | İlimnet - İlim İnternet

Kategoriler
Akaid - Allah'a İman , Cennet , Esmaül-Hüsna , Müslümanın Tutumları , | Fıkıh - Hac , Kurban , Namaz , Ramazan Ve Oruç , Taharet , Zekat , | İlimi Araştırma - Canlılar , Hz.Mehdi , Kuran Mucizeleri , | İslam Tarihi - Asr-ı Sadet , İslamdan Önce , Mezhepler Tarihi , Padişahlar , Peygamberler Tarihi , Savaşlar , | Kadın Ve Aile - Çocuk Eğitimi , Evlilik Müessesi , Örnek Kadınlar , | Siyer - Sahabeler , | Tasavvuf - Tasavvuf Büyükleri , |
Videolar Animasyon Belgesel Film Ve Dizi Komedi Eğlence Video Klip  
Kuran , Sünnet, Hadis , Mekke , Medine, Ravza, Muhammed (sav) , Sanal Kütüphane , İlahi , Ezgi , Hatim , Sohbet , Ders , Film , Çizgi Film, Arapça , Klip , Şiir , Mp3 , Belgesel ,Yazarlar
I